Giriş
(4)

Asiri kuru ve dokulmeye egilimli erkek saci icin yag

Traveller
ne onerirsiniz?Kadin kuaforune mi gidip sormaliyim?Head and Shoulders sampuan ve krem kullaniyorum. Cok marka denedim en iyisi benim sacim icin bu oldu ancak sacim hala kuru. Birgun dayanamayip el kremi surmustum ve istedigim gibi olmustu. Onun gibi bir sey gerekli.
ne onerirsiniz?

Kadin kuaforune mi gidip sormaliyim?

Head and Shoulders sampuan ve krem kullaniyorum. Cok marka denedim en iyisi benim sacim icin bu oldu ancak sacim hala kuru. Birgun dayanamayip el kremi surmustum ve istedigim gibi olmustu. Onun gibi bir sey gerekli.
0
Traveller
(31.08.17)
Seranem
0
renksizbukalemun
(31.08.17)
Jojoba yağı kullanıyorum ben, bende işe yarıyor.

m.yvesrocher.com.tr

Edit: Ayrıca parabenli ve sodyum lauryl sülfatlı market şampuanlarını bırakınca saç dökülmem durdu. Erkek kadın fark etmez bence. Head n shoulders'ın içeriğinde de bu dediklerim mevcut.
Yves Rocher şampuanlarına da bakabilirsiniz.
0
landho
(31.08.17)
Yves rocher'in saç ürünleri genelde beğenilir. Nemlendirici yağ ve nem maskesi şeklinde ürünleri var.
Ama ne varsa eskilerde var derler; haftada 1-2 kez zeytinyağı sürüp 1-2 saat beklemeyi dene. Bu esnada streç filme de sorabilirsin.
0
gemini stonehead
(31.08.17)
Sarabilirsin yazacaktım tabi, sorabilirsin değil.
0
gemini stonehead
(31.08.17)
(14)

Araplar Cidden Görgüsüz mü yoksa?

jihat
Ben mi ön yargılıyım? Geçtiğimiz hafta iyi sayılabilecek bir otelde tatildeydim. Ruslar, İngilizler vs. (kendi ülkelerindeki godaman tayfa olduğunu düşünüyorum) vardı otelde. Gerek çocukları, gerek kendileri kibar, nazik insanlardı. Bağırıp çağırmıyorlar, tabaklarını yiyebildikleri kadar alıyorlar,
Ben mi ön yargılıyım? Geçtiğimiz hafta iyi sayılabilecek bir otelde tatildeydim. Ruslar, İngilizler vs. (kendi ülkelerindeki godaman tayfa olduğunu düşünüyorum) vardı otelde. Gerek çocukları, gerek kendileri kibar, nazik insanlardı. Bağırıp çağırmıyorlar, tabaklarını yiyebildikleri kadar alıyorlar, havuzda şurada burada çılgın işler yapmıyorlardı. Son gün bir grup Arap geldi. Adamlar 3 kişi için 13 tabak falan yemek aldılar sofralarına (epey bir kısmı çöpe gitti sanırım), bağıra çağıra falan yemek yediler, havuzda aynı şekilde (içki falan içmeye çalışıp içkileri havuza döktüler) vs vs.

ben mi önyargılıyım yoksa bu adamlar cidden mi görgüsüz?
0
jihat
(30.08.17)
avrupa ile ortadoğu arasında en az 300 yıl fark var. ondan kaynaklanıyor.
0
kelepir
(30.08.17)
E bunlari biz de yapiyoruz? Ve evet komple gorgusuzuz.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(30.08.17)
Yillarca herkes esit falan dedim ta ki gecen yil ABD'de yasayan Fasli bir doktora ogrencisini hata edip evime alana kadar. Hayatimda tanidigim en gorgusuz, kirli insandi. Koktugu icin kirli camasirlarini degistirmesi gerektigini ogrettik, eliyle yememesini ogrettik, tencere tava kullanirken bunlarin dibini catalla siyirmamayi ogrettik, bunlari gectim kilolu kadinlarin cok oral seks yapip sperm yemekten kilolu olmadiklarini ogrettik. Evet Ingiliz dilbilimi doktora ogrencisiydi. Fransizca, Arapca, Berberce, Ingilizce biliyordu falan filan ama gorgu hic yoktu.
0
Traveller
(30.08.17)
Görgüsüzler. Bizim üniversiteye yabancı uyruklu çok fazla öğrenci geliyor. Bu Arap tayfasından olan kişiler kütüphanede bağıra bağıra telefonla konuşuyorlar. Gülmeleri bile görgüsüzce. Mesela normalde çok komik olmayan bir şey var ortada, buna kendi arkadaş grupları arasında kahkaha atarak gülüyorlar. Acayip iticiler.
0
dissendium
(30.08.17)
@proletiaer doğru biz de yapıyoruz ama o kadar değil.
0
🌸jihat
(30.08.17)
sevmediğim ırklar var, içinde araplar yok ama görgüsüzler bence de. üniversiteyi okuduğum yerde de araplar çok fazlaydı ve bir kafeye veya topluluk içine girdikleri an o kadar belli oluyor ki anlatamam. ses seviyelerini kontrol edemeyişleri, yemek yeme kültürleri ve toplumsal alanlarda nasıl davranmaları gerektiği konusundaki umursamaz davranışları insanı huzursuz ediyor.

çocuklarının tarzan gibi masadan masaya sıçrayışları, pis ayakkabılarıyla milletin oturacağı yerlere basmaları, işkence yapılıyor da ona tepki veriyormuş gibi çığlıkları ve ailelerinin asla ve asla uyarmamaları...

hani, bizim yeni anne olmuş şımarık türk kadınlarının çocukları aşırı derecede görgüsüz oluyor ya eğitimsizlikten, işte tüm araplar hep böyleymiş gibi tablo görüyorum onlara bakınca. doğal olrak da bu görgüsüzlükleri sürüp gidiyor herhalde nesiller boyunca.
0
m e b
(30.08.17)
Adamlar görgüsüzlük ve parayi nereye harcayacaklarini bilmemenin sözluk tanimi resmen. Bi kere bi büyüklük takintilari var, en uzun bina dubai'de ki onu geçecek olan bi bina suudi arabistanda inşaat halinde diye biliyorum. Durmadan büyük yapay adalar vs yapiyolar. Her şey büyük olsun altından olsun diye uğraşıyorlar. Sirf paramiz var niye olmasin diye 2022 dünya kupasini katar aldi. 1900lere kadar fakirken bi anda petrolle zenginleşmenin sonuclari olarak aşiri gorgusuzler bence
0
nundu
(30.08.17)
@camussar

valla buyuk konusmayim ama aynen dedigin gibi, fas'a bir daha gitmem icin uzerine para vermeleri lazim. belki en fazla bir kere daha marakes'e gidip bir iki gun kalirim o kadar, o da dunyada gorulecek diger ulkelerin buyuk bir kismi bittikten sonra.

araplar, zengin olan daha gorgulu olabilir bilemiyorum, ancak benim marmara'da bir ilde gordugum, adamlar meyve sebzenin suyunu agizlarindan akita akita baya bildigin dogrudan acik bufenin uzerinde yiyorlardi. yine de butun millete mal etmemek lazim.
0
kassiopeia
(30.08.17)
Camussar+ 1000

Arabın zengini acayip kibirlidir. Öyle böyle değil ama, görgüsüzün önde gidenidir. Nefret ederim Kuveyt Dubai Suudi vs Araplardan. Libyalılar da biraz kabadır. Fas Cezayir Tunus tarafı iyidir, biraz Fransız İspanyol özentisidir. Kendilerini çok kültürlü görürler ki zengin Araplara nazaran doğrudur da. Ürdün Suriye Lübnanı genel olarak iyi diye biliyorum fakat ülkemizdeki Suriyeliler de her geçen gün beni yanıltıyorlar . Kısacası önyargılı değilsin. Haklısın.
0
Fusha
(31.08.17)
türkler kadar görgüsüzler.

yürürken öküz gibi çarpan öküz gibi araba süren, yerlere tüküren, kadınlara öküz gibi bakan türkler kadar görgüsüzler işte.
0
hopp
(31.08.17)
Tabiki görgüsüz buda sorumu, Arap sonuçta
0
ugrcn
(31.08.17)
İngilizin çöpçüsü de gelse etrafa rahatsızlık vermez, arabın kodamanı lobide soğan yer ayaklarını sehpaya uzatır. odalarını ne sen sor ne ben söyleyeyim...
80' lerde 90'larda yıldızlı oteller anlaşmalara madde koyarlardı arap turist kabul etmezlerdi.Diğer müşterilerden çokça şikayet gelince mecbur kaldılar yoksa araplarda para gani hele o zaman. Arabın parasını kaçırmak istemeyen acentalar sahillerde ev kiralıyorlardı araplar için. Hey gidi, şimdi devran döndü tabii.

Önyargılı değilsin yani.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(31.08.17)
Önyargılı değilsin ve sonuna kadar da haklısın. Karşılaştığım tüm Araplardan tiksindim. Ve gözlemlediğim kadarıyla maalesef Türklerle çok fazla benzerliğe sahipler.
0
mutlusismankedi2015
(31.08.17)
Görgü, okumayla, kültürle, bilgiyle gelir. Okumayan bir toplumdan görgü, kültür, saygı, kibarlık beklenemez. Okuyan, bilgiye ve kültüre önem veren toplumlarda kişi öncelikle bilgisine göre toplumda bir yer edinir. Para daha sonra gelir. Hatta Avrupa'da sonradan görmelere saygı duyulmaz, sevilmezler. Kimse onlar gibi olmayı hayal etmez. Okumayan, cehaletin övüldüğü toplumlarda ise tüketebildiğin kadar var olursun. Paran kadar saygı görürsün. Şüphesiz, Türkiye de bu toplumlardan biri. Milletin tamamına yakını bir sihirli değnekle istediği insanın yerine geçebilecek olsa acun Ilıcalı veya şeyma Subaşı olmayı ister, Aziz Sancar olmayı değil. Bizde de var yani maalesef aynı görgüsüzlük; ancak toplumun bir kısmı kültürel olarak kendini geliştirmese de en azından okula gidip cehaletini aldırdığı için bizdekinin üstü daha örtülü. Bizde "ben senden zenginim" mesajı çok daha üstü kapalı ve sofistike şekilde veriliyor. Her konuda en altlarda olan ülkenin facebook ve instagram kullanımında dünya 3.sü olması boşuna değil mesela.

Özetini özeti; evet Araplar'ın çoğu ultra görgüsüz, Türkler de kuzey Avrupalılar'a göre çok daha görgüsüz. Sebep 300 yıl önceye dayanan bir eğitim ve kültür farkı.
0
gemini stonehead
(31.08.17)
(3)

Pamporovo / Smolyan / Bulgaristan

gemini stonehead
Merhaba, yakınlarda Pamporovo'ya gidenlere sormak isterim, dağ yolu nasıldır? Arabamızı dağ yoluna çıkarmaya kıyamadığımız ve Bulgaristan'a gidenlerden çok fazla hırsız uğursuz olduğunu duyduğumuz için arabayı Smolyan'da bir otelde bırakıp taksi veya otobüsle çıkmayı düşünüyoruz.Ayrıca kayak kirası,
Merhaba, yakınlarda Pamporovo'ya gidenlere sormak isterim, dağ yolu nasıldır? Arabamızı dağ yoluna çıkarmaya kıyamadığımız ve Bulgaristan'a gidenlerden çok fazla hırsız uğursuz olduğunu duyduğumuz için arabayı Smolyan'da bir otelde bırakıp taksi veya otobüsle çıkmayı düşünüyoruz.

Ayrıca kayak kirası, skipass ücretleri, ders olanakları, Pamporovo/Smolyan otel, restoran, gezecek görecek yer tavsiyelerinizi de almak isterim acilen.

Şimdiden teşekkürler.
0
gemini stonehead
(14.02.14)
iki yil önce yaz vakti malum tv kulesinin dibine kadar arabayla cikmistim. yollarda bir problem yok.. benim oradan gectigim dönemde yollarda yapim calismasi vardi. Simdi cok daha iyidir. Ancak bahsettigim bölüm otellere ulasmaak icin gecilen yollardi. Kuleninn yanina kadar aracla cikmak istediginizde yollarin kimi bölümünün cok dar olmasi karsilikli iki arac gecerken sikinti yaratabilecek nitelikte idi.
Arabaniza kiyamayacak bir durum hatirlamiyorum ben. Dahasi hirsizlik konusunda bundan 10-15 yil önceki durumlarin oldugunu söylemek güc. Otomobillerin Türkiye gibi cok para ettigi bir yer degil bulgaristan. yine de varsa kaskonuzda cüzi bir bedel karsiliginda tatiliniz süresince bulgaristani da kapsayacak sekilde kücük bir degisiklik yaptirabilirsiniz, kafaniz rahat olur.
Ben sadece 1 saat uzaginda bir yerde oldugumdan Pamporovo ya gitmistim. Bu bakimdan yakininda gezilecek yer tavsiyesinde bulunmm pek mümkün degil.
0
pollyx
(14.02.14)
Haritaya bir baktim da, gece eglenmesi icin Plovdiv e gidebilirsiniz.
Benzini Lukoil'den ya da Shell'den almaya calismanizda yarar var. Öncelikli tercihiniz Lukoil olsun.
0
pollyx
(14.02.14)
Cevaplarınız için çok teşekkürler. Dağlar şu an pek kar almıyor gibi görünüyor, kış lastiksiz çıkabilir miyiz acaba, yakınlarda çıkmış tanıdığı olan var mıdır?
0
🌸gemini stonehead
(14.02.14)
(5)

burslu master yapmak ya da uluslararası firmalarda çalışmak için

quinza
ingilizce bir bölümden mezun olmak avantaj evet, ama şart mı? özellikle yurtdışında ya da yurtiçinde ingilizce bir bölümde burslu master (mba olabilir) için sınav sonuçları iyi olsa bile, yine de ingilizce bir lisans programını bitirmiş olmak gereklilik midir? uluslararası firmalar işe alımlarda 'bö
ingilizce bir bölümden mezun olmak avantaj evet, ama şart mı? özellikle yurtdışında ya da yurtiçinde ingilizce bir bölümde burslu master (mba olabilir) için sınav sonuçları iyi olsa bile, yine de ingilizce bir lisans programını bitirmiş olmak gereklilik midir? uluslararası firmalar işe alımlarda 'bölüm ne olursa olsun ingilizce olsun' şeklinde mi hareket ederler? (mühendislik gibi spesifik alanları kapsam dışı tutuyorum tabi)
0
quinza
(14.04.09)
yurtiçini bilmem ama yurt dışında arayanlar var, yani mesleki ve bilimsel terimleri ingilizce öğrenmiş olduğunu görmek için istiyorlar. mba dediğine göre gmat'a filan gireceksin, gmat bölüm bilgini ölçmez, bizim ales filan gibi düşün. tabi soru o kadar genel ki ne desem boş, başvurmak istediğin okulların sitelerine girip application requirements seçeneğine tıkla aradıkları özelliklere bak. yani amerikada duke universitesine başvurmak, milanoda bocconiye başvurmak ya da burda bir üniversiteye başvurmak aynı şey değil, şartları farkedebilir.
0
sakal
(14.04.09)
sanıyorum iki adet sorunuz var.
1. yurt içi ya da yurt dışında ingilizce bölümde burslu master mba yapmak için ingilizce lisans programını bitirmek şart mı?
2. uluslararası firmalar işe alımlarda ingilizce bölümleri bitirmeye önem veriyorlar mı?

1. yurt dışındaki master programları için genelde toefl ya da ielts almak gerekiyor. bunun dışında okudğunuz bölümün ingilizce olup olmaması adamları çok ilgilendirmiyor. yurt içindeki programlarda da aynı şekilde toefl, ielts ya da okulun kendi ingilizce sınavını geçmeniz genel olarak yeterli oluyor. yalnız ufak bir nokta mba'lerde genelde burs olmuyor.

2. uluslararası firmalarda da genel olarak sınav sonucu artı mülakata bakar olay. kimse sizi ingilizce eğitim veren üniversiteden mezunsunuz diye "ooo bunun ingilizcesi superdir" deyip işe almıyor. zira, en iyi ingilizce eğitim veren okullardan mezun olup da doğru dürüst ingilizce konuşamayan bir sürü adam var. bu tarz ünilerden mezun olmak ancak bir artı sağlar diye düşünüyorum.

umarım faydalı olmuştur.
0
kahvegibi
(14.04.09)
1. kayit oldugum yl programinda dil sinavi sormadilar. esim icin ise doktora'da dahi dil sinavi sormadilar.

2. simdiye kadar katildigim mulakatlarda ingilizce bolum/sinav konulari hic acilmadi. (ingilizcem rezalet idi, hala da cok iyi degil.) diploma dahi sormadilar. yani cok onemli degil.

(ben ve esim turkce egitim veren universiteden mezunuz. ayrica yukarida bahsedilen konular muhendislik mezunlari tarafindan yasanmistir.)
0
fdegir
(14.04.09)
cevap 1. kısım:

yurtdışında mba için bursu unut, kimse işe girip kendi kesesini doldurma amaçlı bir bölüm için burs vermez. kaldı ki yurtdışında London School of Economics, London Business School, Warwick gibi okulların mba'ine girmek bile imkansıza yakındır. Türkiye'de "üniversiteyi bitirdim, ne yapmak istediğimi bilmiyorum/şirketler böyle seviyormuş vs. bari mba yapayım" diye gidilir ve mba'in normal bir master'dan bir gıdım bile farkı yoktur. onlar ise ciddi anlamda tecrübeli olmanı beklerler, çünkü her şeyi pratiğe dayandırırlar ve herkesin her şeyi kendi tecrübelerinden yola çıkarak yapmasını ve tecrübelerini başkalarıyla paylaşmasını beklerler. bunun için de iyi okullar için kabul şartı minimum 4 yıl çalışmadır, ortalama 8-13 sene arası değişir. o kadar çalıştıktan sonra 80 bin pound harcayıp türkiye'ye gelmek pek mantıklı bir iş değildir.

yurtdışında normal master için konuşursam, toefl'da isteneni verebilirsen, ki bu çok değişken bir şeydir mesela hollanda leiden üniversitesi'ne 88 yeterken, kimileri 100, warwick 106, hatta lse 109 ister. biraz kasıp tabanı geçsen bile türkçe bölümden mezunsan okurken inanılmaz zorlanırsın, özellikle ingiltere veya amerika'daysan. çünkü normal masterlarda da mba'deki gibi iş tecrübesi olan, kendini çok iyi yetiştirmiş tipler geliyor, çok kişinin anadili ingilizce oluyor, olmayan da akraba avrupa dillerinden olduğu için rahat öğrenmiş oluyor.
0
gemini stonehead
(15.04.09)
cevap 2. kısım:

türkiye'deki uluslararası firmalarda bölümüne bakılmadığı külliyen yalan, ne de olsa türkiye'deki ua firmaların sadece adları yabancı, içerideki zihniyet tam türk zihniyeti. öyle korkunç çalışıp sadece kurulu sistemin üstünden giderek iş yapıyorlar ki görürsen inanılmaz hayal kırıklığına uğrayabilir "bu muymuş" diyebilirsin.

mühendislik, doktorluk vs. gibi teknik bilgi gerektirmeyen meslekler için bölüme bakmak dünya'nın en salak şeylerinden biridir. bir işletme mezunuyla sosyoloji mezunu arasında pek fark olmadığını herkes bilir. sosyal bölümlerin temeli öğrenciye muhakeme ve ifade yeteneği vermek ve analitik düşünce yapısını geliştirmektir.

ecnebiler bunu bildikleri için teknik olmayan işe alımlarda bölüme bakmaz. bu şirketlerin evrensel politikası olduğu için türkiye'de de bakmamaları istenir. ancak mülakatta sürekli karşına "madem öyle, niye işletme okumadın? niye ekonomi okumadın?" soruları çıkacaktır. hayır, elin ingilizi 15 yaşında mesleki ders görmeye başlıyor, 19 yaşında bölüm seçiyor, ona mezun olunca yanılmış olma hakkı tanınıyor, bizim iğrenç liselerimizden 17 yaşında tercih yapmak zorunda kalan çocuklara "bababa, gidip işletme okusaydın madem?" denilebiliyor.

bu uzun girizgahtan sonra diyebilrim ki şirketler bu evrensel düzende çalıştığı için, amerikalı'nın ingiliz'in her şeyi istediği zaman denetleme özgürlüğüne sahip olması için iş de yazılı bazda ingilizce olarak yapılıyor. ama sadece yazılı önemli.

ancak bu firmalara çalışanların ne kadar kötü konuştuklarını iyi ingilizce bilen herkes anlar bilir. bir de kendilerini bir şey sanıp hava vermeye çalışırlar, özellikle pg unilever pwc gibi yerlerdeki tipler ama ingilizce'yi türkçe cümlenin arasında kelime katmak şeklinde değil de cümle kurmak şeklinde kullanmaya kalktığı an kahkahayı basabilirsiniz, o ne bozuk dil, o ne biçim bir aksan diye. sözlü hiçbir şeyi ingilizce yapmadıkları için onlar da biliyor olarak gelseler bile birkaç seneye unuturlar.

film izlemekle senede 1 hafta yurtdışına çıkmakla veya ayda yılda bir gelen amerikalı denetçi, ingiliz misafiri ağırlamakla hatırlanmıyor maalesef ingilizce. ama dediğim gibi yazılı olan her şey ingilizce olduğu için o açıdan çok rahat kullanabilmen lazım. ingilizce bir raporu elinde sözlükle yazamazsın, bozuk cümleli bir şeyi müdürüne teslim edemezsin, müşteriye hiç hiç edemezsin. neticede senin yapamadığın, geç yaptığın şeyi dakik ve doğru yapan tipler olacak ve bir şekilde girsen bile müdürlerin bunu görüp rahatsız olacak. çoğu şirket de sonradan böyle tatsızlıklara meydan vermemek için ingilizce bölüm mezunlarını tercih ediyor.

ancak şöyle bir durum da var, iki aday var biri 11 yaşında başlamış yabancı dili çok iyi bir lisede okumuş (herhangi bir anadolu lisesi olamaz bu, bal kal gibi okullar bile zor), ünide türkçe bölüme gitmiş ama sürekli kendini geliştirmiş, kurslar sertifikalar vs. diğer aday düz lise mezunu kasmış ingilizce bölüme girmiş 18 yaşında öğrenmeye başlamış. ben 1. adayı seçerim çünkü zaten 18 yaşında öğrenilen dilden hayır gelmez. ingilizce bölüm dediğimiz bölümlerinden çoğu okulda hali içler acısıdır, iki cümle kuramayan tipleri geçirip bir de mezun ederler. ama şirketler bunu anlar mı, sanırım anlamaz. ellerinde binlerce başvuru vardır ve onlar en kolayına geleni yaparlar, kimseyi tanımak için uzun uğraş vermek istemezler.

özetle; ingilizce bölüm şart değil ama çok zorlanırsın. amerikan koleji mezunu arkadaşlarımdan türkçe bölüme gidenleri bile görüyorum vasat halde ingilizceleri. sen dersen ki ben de ingilizceyi iyi öğreten bir liseden mezunum ve arada hep kurslara gidip, ingilizce yazıp çizip düşünüp kendimi geliştirdim, o zaman şansını deneyebilirsin.
0
gemini stonehead
(15.04.09)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.